13 Ocak 2012 Cuma
on the road: volume iv.
on gün sonra kıbrıs'a gidiyorum ama içimde garip bi sıkıntı var. dişim de ağrıyor hem. galiba geri dönmek istemiyorum. yine bir şehri ve içindekileri bırakıp gitme sevdasına kapılmak üzereyim. büyük sıkıntı. gidersem istanbul'u çok özlerim gibime geliyor. özlerim. gerçi muğla'yı bile özlüyorum lan aklsda. garip. gidince iş için birkaç görüşme yapacağım. galiba o kısım cezbediyor. zamanı geldi diye düşünüyorum. etrafıma bakınca, zamanın geçtiğini bile söylemek mümkün. dişim çok ağrıyor. sonuçta etrafta kimse yok. para kazanmak için de istemiyorum orada kalmayı. yani konu para da değil, burada kazanıyorum zaten. konu ne onu çözemiyorum. olm insanlar depreşince saçlarını filan kestirir, nebleyim misal bizim aşçı saçlarını filan boyattı klasa, ama bende öyle bi durum hasıl olamıyor. ben depreşince gidiyorum. depreşmek de ayrı bi olay tabii aklsdja. aslında gitmek istemiyor da olabilirim. gitmemek için her şeyi yapıyorum bi de klasda. bugün unv' olayına başvurmak için gereken sınav olayına katılmak için gereken zikindirik işlerimleri tamamladım. biraya vereceğim parayı ösym'ye yolladım. biraz da onlar içsinler. gitmemek. gitmek. bilmiyorum lan çok garip. askerlik mevzuu için unv. olayına giriyorum kabul, ama gidersem öyle bi derdim olmayacak ki, kendimi kandırıyorum paso. gitti 35 amk. hadi gittim diyelim, işin o kısmını da düşünüyorum. şehr-i istanbul'dan sıkılan adam, tanrının bile unuttuğu taksim'den küçük adada ne yapar olm aklsda? kumar filan da oynayan bi insan değilim. çıkıp gezeyim desem, 15 dakikada bitiyor girne? nereye gezecem allasen. arkadaşlar diyo ki, "para kazan olm biriktir bikbikbik." güzel diyor arkadaşlar. çok güzel arkadaşlar da, olm orda kimse yok paraları biriktirip götüme mi sokacam, diye yanıtlıyorum gebeş arkadaşlarımı. "tatile gelince anasını sikeriz kanka sen rehad ol" minvalinde ataklarla beni iknaya çalışıyorlar. güzel diyorlar aslında. "askerlikten de yırtarsın, gül gibi bedelli bro" diye ataklarını sürdürüyor gebeşler. ayakta alkışlıyorum ikna çabalarını. ben kimseyi böyle ikna edemedim lan aklsdasd. kendimi bile. telkinler işime yaramadı hiç. hep bilmediğim yollardan gittim mınakoyim. şimdi gitmeye karar versem, fizibilete çalışmaları falan filan olayları derken nerden baksan mayıs'ı bulur. ben mayıs'a kadar "nassı olsa gidiyom sik anasını" deyip iyice gebeşleşirim, leşleşirim. irade yok, napcan. ben tam gitmeye karar veririm, a$ık olur kalırım. sonra ayrılınca ızdırabını sikeyim ben gidiyorum derim, yine de gidemem. anlamadığım mevzu, istanbul mu karılar mı yoksa tek başınalığın dayanılmaz hafiifliği mi bilemiyorum. olaya farklı bi açıdan bakayım, askerliği ekarte edeyim, gözüm gönlüm ufkum açılsın, sonra ne yapacaksam yolumda engel kalmasın, diye gitme olayını kendi içimde "ok bro, git." diye alkışlatıyorum. bak bu fikir her zaman için en mantıklı yol, ama bende mantık yok. odunum. ceviz. bilmiyorum. düşünemiyorum pek, çünkü dişim ağrıyor. gitme fikri güzel geldi hep bana. mersin'den, girne'den, magosa'dan, muğla'dan ve izmir'den gidebildim. istanbul'dan gitmek biraz sıkıntılı bi durum olsa da, geri döneceğini bilmek o sızıyı biraz hafifletiyor. bakalım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder